Eczacı SGK Arasındaki İlaç Krizi Bitti Ocak 14, 2009
Posted by ORHAN KADOĞLU in Sağlıkçı.Tags: Eczane, Hastane, Kriz, SGK, Sigorta, TEB, İlaç
add a comment

Eczacılarla Sosyal Güvenlik Kurumu arasındaki kriz tatlıya bağlandı. Eczacılar ile SGK anlaşmaya vardı…
SGK, eczanelerin iskonto oranlarında eczaneler lehine bir iyileştirme yapmayı kabul etti. Özel hastanelerin 10 TL’lik muayene ücretini eczaneler değil, direkt hastaneler hastadan tahsil edecek. Eczaneler sadece devlet ve üniversite hastanelerinin sırasıyla 3 ve 6 TL’lik muayene ücretlerini hastadan alacak.
SGK ile TEB arasında ilaç alımına ilişkin yeni bir protokol imzalanacak. Türkiye genelindeki 22 bin 500 eczacı bu protokole dahil olacak. Eczaneler, protokol karşılığında TEB’e 500’er TL para ödeyecek. Sigortalılar da anlaşma sayesinde istedikleri eczaneden ilaçlarını alabilecekler.
Kadınları Seksten Soğutan 10 Neden Ocak 2, 2009
Posted by ORHAN KADOĞLU in Sağlıkçı.Tags: Antidepresan, Doğum Kontrol, Kadın, Seks, Sex, Stres, Testosteron
add a comment
1-) Gebeliği önleyici doğum kontrol ilaçları kullanmak bazı kadınların seks isteklerini azaltıcı rol oynayabilir. Bunun yanı sıra spral, prezervatif gibi araçlar da kadınların seks isteklerinin azalmasına neden olabilir.
2-) Antidepresan kullanmak. Herkesin seks isteğini bu şekilde etkilemese de çoğu kadının seks isteğini azaltır.
3-) Emzirme. Prolaktin hormonu seks isteklerini azaltır.
4-) Uykusuzluk.. Çoğu kadın için, ilişkilerde uyku seksten önce gelir.
5-) Stres.. İş yoğunluğu, eğitimle ilgili stresler, aile sorunları veya hastalıklar, ölümler seks isteğini azaltıcı rol üstlenebilir. Stresiniz yükseldiği zaman çoğu kadın seksi bir çözüm olarak görmez.
6-) Partnerle uyumlu duygulara sahip olmama. Her ilişkide duygusal ve tuktku olarak farklılıklar görülebilir. Bu nedenle çiftler seksten uzak durabilir.
7-) Testosteronun düşük olması seks isteğinin az olmasına neden olabilir.
8- ) SHBG seviyesinin yüksek olması. Bir kadının SHGB (sex hormone binding globulin) yüksek olması da belki sekse olan ilgisinin az olmasına neden olabilir.
9-) Mahremiyet korkusu.. Bazı kadınlar mahremiyetlerine aşırı düşkündürler. Bu durum çiftlerin seks yapmasına engel teşkil edebilir.
10-) Vücudunu beğenmeme.. Bazı kadınlar vücutlarının nasıl göründüğüne önem verirler. Vücutlarını beğenmeyen kadınlar partnerlerinin gözünde kendilerini kendi gözleriyle algılarlar. Bu nedenle seksten uzak dururlar.
Yatakta Ne Kadar İyisiniz? Kasım 8, 2008
Posted by ORHAN KADOĞLU in Sağlıkçı.Tags: Cinsellik, Ereksiyon, Fantazi, Seks, Sex
add a comment

Oyunlara açık mısınız?
Yatakta ne kadar oyuncu olursanız ratinginiz o kadar fazla olur. Bir gece evine gelen satışçıyı arzulayan bir ev kadını olabilir diğer bir akşam onun seks kölesini oynayabilirsiniz. Bu arada onu yatağa bağlarsanız veya seks oyuncaklarınızla oyununuza renk katarsanız asla unutamayacağı kız arkadaşlarından biri sayılabilirsiniz.
Siz mi başlatıyorsunuz?
Erkeklerin seks konusunda şikayetçi olduğu yegane konu sevişmeyi başlatan tarafın hep kendileri olmasıdır. O yüzden sevişmeyi başlatmak size artı puan olarak geri dönecektir.
Ereksiyon sorunu mu yaşıyorsunuz?
Bazen en iyi çalışan makina bile tutukluk yapabilir, erkelerde insan sonuçta! Böyle bir durumda eller ve dilin önemini hatırlatıyorsanız siz yatakta bir numarasınız.
Yaşlanma direnciniz ne?
İyi bir aşık zamanla vücudunun ve suratının yaşlandığını kabul eder ve hayatında seks ve aşk kavramlarının zaman aşımına uğramaması için kendine her zamankinden daha çok özen gösterir. Yatakta başarılı olduğunu iddia eden bir kadın partnerinin ilgisini sürekli kılmak için kendine bakmayı bilir.
Bazen hayır demeli mi?
İyi bir sevgili her zaman seks yapılmayacağını bilir. İnsanların hormonları strese ve sağlık durumuna göre değişiklik gösterir. Yatakta iyi olduğunu savunan bir kişi partnerine ‘hayır’ demek yerine ‘haftasonunu bekleyelim heyecanımız artsın’ der ki bu cümle partnerini zevkten deliye döndürebilir.
Yatağın dışında seks
Sahilde, arabada, balkonda… Farklı yerlerde sevişmek cinsel hayata ayrı bir tat katar. Başkaları tarafından görülme riski olsa da partneriyle balkonda ya da apartmanda sevişmeye sıcak bakan bir kadın erkeklerin göz bebeği olmaya adaydır.
İnsanlar Neden Tırnaklarını Yer Kasım 5, 2008
Posted by ORHAN KADOĞLU in Sağlıkçı.Tags: Dr. Handan İlkdoğdu, Ergenlik, Tırnak Yeme
add a comment

Dr. Handan İlkdoğdu, baskı gören çocuklarda tırnak yeme alışkanlığının daha çok görüldüğünü kaydetti.
Tırnak yeme alışkanlığının ergenlik dönemine kadar devam edebileceğini belirten İlkdoğdu, “Bu hal çocuklarda genelde uyku bozuklukları ve hareket huzursuzluğu ile beraber bulunur. Çocuk bu yoldan iç huzursuzluğunu başlatmaya çalışır. Aşırı baskıcı bir ana-baba veya sert bir öğretmenin etkisinde kalan çocuklarda daha sık rastlanır.
Tırnak yeme alışkanlığından çok bu davranışa neden olan olayları saptamak gerektiğini ve tırnak yemenin güvensizlik belirtisi olduğunu açıklayan İlkdoğdu, aile kavgaları gibi olayların da çocukları bu davranışa itebileceğini söyledi.
Aile geçimsizlikleri, çocuklar yanında ana-baba kavgaları, çocuğun azarlanması, dövülmesi, başkalarına örnek gösterilmesi, kötülenmesi, horlanması gibi olaylar da tırnak ve dudak yemeyi tetikler.”
Diyette Doğru Bilinen 10 Yanlış Kasım 4, 2008
Posted by ORHAN KADOĞLU in Sağlıkçı.Tags: Chicago, Diyet, Kafein, Kalori, Protein, Sağlıklı Beslenme, Tuz
add a comment

1-Gece yemek yemek şişmanlatır.
Bunun bir kanıtı olmadığını söyleyen Rosenbloom, gece ya da gündüz alınan toplam kalorinin önemli olduğunu, ve gece ya da gündüz yenen yemeklerin kalorisinin hesaplanması gerektiğini belirtti.
2-Kan şekerini yükselten yiyeceklerden uzak durun.
Rosenbloom, yiyeceklerin karbonhidrat seviyelerine göre ayarlanabileceğini söyleyerek, kilo kaybetmek ya da kan şekerinizi dengeli tutmak için bunun tek strateji haline getirilmemesini önerdi.
3-Yüksek fruktozlu mısır şurubu kilo artışına neden olur.
Doğrusu: Araştırmacılar, 2003 yılında obezitenin yüksek fruktozlu mısır şurubu kullanımıyla arttığına dair açıklama yaptıklarında, Rosenbloom bunun yanlış olduğunu açıkladı. Bunu destekleyen herhangi bir kanıt olmadığını savunan Rosenbloom, Amerikan Medikal Derneği’nin geçtiğimiz günlerde yüksek fruktozlu mısır şurubunun obeziteye katkıda bulunmadığını açıkladığını söylüyor.
4-Kafein sağlıklı değil.
Rosenbloom, kafeinin ünlü zindelik veren etkisinin yanında Parkinson hastalığı ve gut gibi bazı hastalıklar üzerinde olumlu etkileri olduğunu gösteren deliller bulunduğunu belirterek, “Ancak düzenli olarak kafein tüketen insanlarda, kafein su kaybına yol açmaz” dedi.
5-Az şişmanlatan yiyecekler daha iyidir.
Bazı insanlarda kilo kontrolü için yağ gramının hesaplanmasının işe yaradığını, ancak bazılarında bunun geçerli olmadığını belirten Rosenbloom, “Kalp hastalığı, diyabet ve metabolik sendromlu hastalar için karbonhidrat kesilerek tekli doymamış yağ gibi çok az miktarda sağlıklı yağ ilavesi yapılabilir” dedi.
6-Tuzlu yiyeceklerden uzak durun, sofra tuzu yerine deniz tuzu kullanın.
Tat alma duyusunun her zaman sodyum ve deniz tuzunu fark edemeyeceğini ya da diğer gurme tuzları sofra tuzundan daha sağlıklı olmadığını açıklayan Rosenbloom, işlenmiş birçok yiyeceğin çok fazla tuz içerdiğini ve bu nedenle yiyeceklerin etiketlerinin kontrol edilmesi gerektiğini öneriyor.
7-Günde çok fazla su içmek kilo kaybına neden olur.
Suyun kilo kaybettirdiğine dair bir kanıt olmadığını belirten Rosenbloom, “Çorba gibi su içeren yiyecekler, sizi tamamen doyurur. Fakat sadece su içmek aynı etkiyi yapmaz. Susuzluk ve açlık mekanizmamız iki farklı şeydir” dedi.
8-Tam hububatlar, rafine edilmiş ve arıtılmış olanlardan daha sağlıklıdır.
Tam hububatların sağlıklı bir seçim olduğunu ifade eden Rosenbloom, “Fakat rafine edilmiş hububatları da terk etmenize gerek yok. İkisinden de biraz yemelisiniz”
9-Şeker çocuklarda davranışsal sorunlara yol açar.
Birçok çocuk için “Çocuklar şeker yediklerinde daha coşkulu, hareketli oldukları söylenir” tezi üzerine Rosenbloom, şeker yemeseler dahi çocukların bazen daha hiperaktif davrandıklarını gösteren araştırmalar olduğunu belirtiyor.
10-Protein, atletler için çok önemli bir besin.
Atletlerin hareketsiz insanlardan daha fazla proteine ihtiyacı olduğunu doğrulayan Rosenbloom, “Ancak düşünüldüğü gibi çok proteine ihtiyaçları yok. İlave olarak protein almalarına gerek yok, yedikleri besinlerle bol miktarda protein alıyorlar” dedi. Fakat zamanlama sorunu yaşadıklarını belirten Rosenbloom, ağırlık antrenmanından sonra atletlerin yaklaşık 8 gram protein tükettiklerini ve bunu küçük bir kutu az yağlı çikolatalı süt ile karşılayabileceklerini açıkladı.
Chicago/Georgia State Univ. Christine Rosenbloom
Doğru Bilinen 7 Seks Yalanı Ekim 30, 2008
Posted by ORHAN KADOĞLU in Sağlıkçı.Tags: Seks
add a comment

1- Fazla mastürbasyon, kısırlığa ya da zeka geriliğine yol açar. Hayır, mastürbasyonun fazlası kısırlığa ya da zeka geriliğine yol açmaz. Ama cinsel organlarda tahrişe neden olacağı için mahsurlu sayılıyor. Ayrıca çocuk mastürbasyona fazla düşkün olduğunda; çevreden kopabilecek, arkadaşlarından uzaklaşacak, kendi içine kapanacak ve sadece cinsellikten oluşan bir dünyada yaşayacaktır. Böyle bir durumda karşı cinse olan bakışı değişecek ve onları sadece cinsel objeler olarak görecektir. Bu durum da, sosyal gelişimini engelleyecektir.
2- Bir kız çocuğu banyoda otururken, oraya daha önce bir erkek oturmuş ve erkeklik sıvısı oraya bulaşmışsa hamile kalır. Hayır, bir kız çocuğu daha önce oraya oturmuş bir erkeğin erkeklik sıvısı bulaştı diye hamile kalmaz. Hamile kalabilmesi için bu sıvının cinsel organının içine bulaşması gerekir. Bu da, normal bir oturuş pozisyonu ile pek fazla mümkün olmayacaktır
3- Bir kız erkeklerin girdiği tuvalette, onların kullandığı musluğu kullanırsa, hamile kalır. Musluktan ya da havludan bulaşan erkeklik sıvısı ile hamile kalınmaz. Hamile kalınabilmesi için bu sıvının belirli bir miktarda kadın cinsel organından içeri girmesi gerekir. Erkeklerin kullandığı eşyaları kullanmakla hamile kalınmayacağı bilinmelidir.
4- Öpüşmek, bazen bir kızın hamile kalmasına yol açabilir. Öpüşme ile hamile kalınmaz. Hamile kalmak için kadın ve erkek cinsel organlarının biraraya gelmesi gerekir. Bu birliktelik olmadan, hamilelik de olmaz.
5- Hamile kalmak için illa cinsel ilişkiye girmek gerekmez. Hamile kalmak için cinsel ilişki gereklidir. Cinsel ilişki olmadan, hamile kalınamaz.
6- İlk cinsel ilişkide mutlaka kanama durumu ortaya çıkar. Hayır, cinsel ilişki sırasında kanama olmayabilir ya da çok hafif sızıntı şeklinde bir kanama görülebilir. Bu durum, cinsel ilişkinin gerçekleşmediği anlamına gelmez. Kızlık zarı cinsel organın hemen girişindedir. Ancak kimi kızlarda bu zarın yapısı cinsel ilişkiye müsaittir ve yırtılma olmadan da cinsel ilişki olabilmektedir. Cinsel ilişki sırasında kızlık zarında yırtılma olmadığı için kanama da ortaya çıkmayabilir.
7- Adet gören kız evli ise, hemen hamile kalır. Adet gören bir genç kız, cinsel ilişkiye girdiği gibi hemen hamile kalmayabilir. Hamilelikle ilgili yapılar biraz daha geç olgunlaşabilir ve hemen hamile kalınmayabilinir. Bu yüzden adet gören bir genç kızın cinsel ilişki ile hemen hamile kalabileceğini düşünmek son derece yanlış olacaktır.
Kansere Karşı Mor Domates Ekim 27, 2008
Posted by ORHAN KADOĞLU in Sağlıkçı.Tags: Domates, Kanser
add a comment

Bilim adamları, kansere karşı etkili olabileceğini düşündükleri mor domates yetiştirdiler. Mor domates, aslanağzı çiçeğinin genleri domatese aşılanarak elde edildi.
Testlerde, mor domates yiyenlerin yaşam sürelerinin daha uzun olduğu görüldü. Böğürtlen, yabanmersini türünden meyvelerde çokça bulunan antosiyaninlerin kolon kanseri hücrelerinin büyümesinin yavaşlamasına yardım ettiği ortaya çıkmıştı. Bu maddenin bulunduğu sebze meyvelerin ayrıca kardiovasküler hastalıklarla yaşlanmanın getirdiği bazı hastalıklara karşı koruma sağladığı da düşünülüyor.